Nicedir ki böyle güzel yakınmıyordum, değil mi? Aaa başladı yine müzik saçma ezgileriyle, bu mudur yani düzen? Yaklaş, uzaklaş, yaklaş, uzaklaş. Tamam, peki her şeyi anladım da bu sigara nedir? Neymiş bu şarkı, bu radyoyu sevdim mi sevmedim mi anlamadım? Tamam, peki durduramadım kendimi yakıyorum yine sigarayı. Ne diyordum? Hah, yaklaş, uzaklaş. Bir söylem vardır bilir misin? Söylem ki; insanlar birbirleri daha kolay yakınlaşıp, daha uzak yaşıyorlar. Tamam, ben de bunu severim zaten. Ya işin iç kısmı, bu söylemi sofistike, entelektüel ve farklı yaşamaya çalışanlar söylerler, peki bu insanların yaptıkları neler; çalışmak, para kazanmak, yorulmak, uyumak, yemek. Ben bu radyoyu sevmedim karar verdim, bu nedir; klasik rock dinleyeyim diye açtım, popüler müzik açıyor bana? Klasik-Popüler, mantıklı… Tamam, opera dinleyeceğim. Bak gördün mü? Ben de yapıyorum, sofistikeyim diye kendimi gösteriyorum insanlara. Peki, benim ironim nedir? Yarın duşumu alıp, derse gidip ders notu almak, okulda biraz takılmak, aklımdan bu geçiyor. Yani ben opera açıp, dinlemiyorum, yaşamıyorum yani operayı. Yarını düşünüyorum. Anı yaşamak gibi bir lüksüm hiç olmadı dünyada. Elimdekiler farklı bir insan olmayı, hayallerimi elimden alıyor. Yani elimdekiler, elime hiçbir getirisi olmuyor. Sigaram bitti. Evet, sigaram bitti ve ben sigara içmek istiyorum bir kez daha. Peki, benim düşündüğüm nedir şu anda? Elimdeki sigaranın az olması. Ben yine de yaktım sigarayı, saçma bir anı yaşamak tecrübesi işte bu, ama sigaram bittiğimde kendime küfür edeceğim yine. Onu da biliyorum. Her şeyi bir kenara bırakalım, hayata küfür etmek istiyorum elimdekiler yüzünden. Aslına bakarsan hep de ediyorum, çünkü elimdekiler gerçekten bazen yük oluyorlar bana, yaşantıma. Bu yakınmam, bu didişmem hiçbir getiri sağlamayacak. Hep elimdekileri daha çok yapmam gerektiği söylendi. Ben yapmak istemiyorum, elimdekilerle yaşamayı öğrenmek, yirmi yılımı aldı. Şimdi ise yeni şeyler ekleyip elimdekilere, onlarla yaşamayı öğrenmemi istiyorlar. Yapmak istemiyorum işte böyle bir şeyi. Ha, bunu yapabilecek kabiliyet bende de var sende de, bunun farkındayım. Sadece yapmak istemiyorum. Bundan yüz bin yıl önce insanlar mızrak ile mamut avlayıp, onu yiyorlardı. Yani ellerindekiler yetiyordu yaşantılarına. Ben ne diyorum peki? Sen ne anlıyorsan ben onu diyorum aslında. Benim söylediklerim, senin beyninde nasıl anlaşılıyor ise ben onu diyorum işte. Benim içinse sadece yakınıyorum. Yakınıyorum ki istemediğim şeyi yapmayı biraz daha erteliyim…