27 Kasım 2010 Cumartesi

İnsanlığın Çöküşü

18.35
Bu laftan hiç hoşlanmıyorum!
18.45
Ben girmesem olur mu? Canım sıkkın.
18.50
Senin burada olman için nerdeyse yalvardım.
19.00
Ton balıklı sandviç istiyorum.
19.10
Bunu yapmak cesaret ister.
19.20
Yetişebilirim sanırım.
19.30
Ne arıyorsun burada?
19.40
Kadıköy’e nasıl gidebilirim?
20.00
Üsküdar’a gider değil mi?
20.15
Kadıköy’e gider değil mi?
20.30
Yanlış anlıyor insanlar beni.

Detaylar, detaylar, detaylar…

-Küçük detaylardan manalar çıkarıp genelleme yapmana sinir oluyorum.
-Şeytan detaylarda gizlidir diye klasik bir laf vardır bilir misin? Benim içinse bu laf hayat tarzıdır.
-Yani senin hayatın, herkesin içinde bir şeytan aramak!
-Tamam, ben detaylara bakıyorum ama sende hiçbir detayı göremiyorsun, benim aradığım şeytan değil, şeytan’ın hayatını anlamak.
-İnsanlar şeytan o zaman?
-Bütün şeytanların küçük detaylarından ortaya çıkan şeydir şeytan.
-Peki, madem bütün insanlar şeytan neden detaylara bakıyorsun?
-Bir şeytandan daha şeytan olamazsan, o şeytanı çözemezsin.
-Oyuncu şeytanlar eşittir insanlar. Yine bir detay ile genelleme yaptın.
-Bütün insanlar oynarlar. İyi oyuncular da vardır kötüleri de ama en iyi oyuncu bile hayatındaki bazı küçük detayları oynayamaz. İşte bende detaylardan çıkarıyorum şeytanları.
-Bütün her şey bu kadar basit değil işte.
-Aslında bu kadar basit, baksana ben bile basit diyorum. Her şeyi karmaşık olan bir adam, detaylara gömülmüş bir adam.
-Karşıya geçmeyecek misin artık?
-Ha?

20.31
Dıt dıt. “Peki o zaman, bobcum”

İşte o yüzden insanlığın çöküşü…