29 Temmuz 2010 Perşembe

Burç, burcu, burcular...

"Ben başak burcuyum, temizliği severim", kurmuştu yine cümlesini... Yağmur insanların üstüne yağarken, o da "ayyy, ne güzel her yer temizlenicek, ben başak burcuyum ya, temizliği severim." diyebilecek kadar kalıplı bir insandı.

İnsanların kendilerini bir kalıp içine koyması gibi bir kalıp var maalesef, her insan yapıyor bunu, oturup kendini bir kalıba sokuyor. Kalıpsızlık çok kalıpsızca bir yetenek gibi geliyor insanlara. Oturup kalıp hazırlıyorlar; temizlik: başak burcu, dengesizlik;terazi, sabırlı; koç burcu. Peki ya hem titiz, hem dengesiz hemde sabırlı bir insan için ne yapacağız? ah, pardon doğru ya, burcu: terazi, yükseleni: koç, alçalanı(gerçekten var böyle bir şey): koç. Oturup bunun kalıbını birde uzaya bağlayanlar var. Titiz, dengesiz, sabırlı bir de çalışkan eklersek, doğarken marsın etkisinde kalmış oluyoruz. Hayır anlamadığım madem bu kadar astrofiziği ve atmayı biliyorsun, dünya da o kadar değer var git çalış, çabala marsa git bir şekilde, sonra deneyini yap etkisi var mıymış, yok muymuş...

Sonra bana döndü ve ekledi, "sen ne burcusun"? Cevabı duyduğunda şaşkına döndü, gerçekten koç burcu olabileceğime ihtimal vermiyordu, doğum tarihimi alıp bilgisayarının başına döndü ve beni araştırdı, bulduğu şey sonrasında rahatlamışa benziyordu, " evet sen koç burcusun ama yükselenin terazi, ayrıca saturnün etkisi ile yükselenin ve normal burcun yarı yarıya bölüşülmüş" deyip, işine geri döndü...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Sert

Merhaba uzaylı...

Yine, yeni bir benle karşı karşıyaydım, bu seferki çetin cevizdi biraz. Zamanında arkadaşlar arasında bir keresinde espri konusu olmuştu, "Her gün yeni bir ben" adı altında dalga geçiyolardı benimle. Belki de haklıydılar, odamda oturmuş, saçma saçma bakınırken, birden bire karşıma çıktı, farklı bir ben...

Yine her ben gibi oturdu karşıma susmak nedir bilmeden konuşmaya başladı, yine her ben gibi ikna etmeye çalışıyordu beni, bu sefer ki neyin peşinde idi acaba bilmiyordum...

Saçmaladı durdu saatlerce karşımda... Aslında çokta dinlemedim, en azından dinlemeyi bırakmıştım, okulu bırakıp ailenden, arkadaşlarından uzak bir şeyler yapmalısın dediğinde. Bir bakıma hakkı da vardı, artık çok sıkılmıştım şu anki hayatımdan, tek zevkim arkadaşlara gidip dört kişi lan bağlantısı ile half-life oynamaktı bu aralar, oturup nargile içmek bile, hiç bir duygu ifade ettirmemeye başlamıştı...

Acaba yapılabilir miydi böyle bir olay, oturup tekrardan sınava hazırlanıp, başka bir şehir kazanıp gidilebilir miydi? Böyle bir dünya olabilir miydi??

Evet, tam da istediği buydu, aklımı karıştırmak. Sonra belki de beni bir başka benle çok daha kötü bir durumla karşı karşıya bırakmaktı amacı veya amaçları. Bu duruma yenik düşmemem gerekiyordu, her seferinde zayiyat versem de kurtulmalıydım bu boşluktan, bu düşüncelerden, sonuçta hepsi birer düşünce değil miydi, hepsi kendi beynimden birer casus gibi kaçmış düşünceler değil miydi?

Hayal meyal hatırlıyordum karşıma ilk çıkan beni. Yıpranmış ama bir o kadar tatlı bir yüzü vardı, belkide aşık olduğum tek kızdı, ona dokunurken kalbim sanki üç yüz metreden düşen bir roller coasterın içindeymişcesine çarpardı. Ve bu güzelliğe inanmamak, böyle bir hatayı yapabilmek çok yıpratmıştı beni, keşke hep o ben çıksaydı karşıma, keşke hep birlikte olsaydık onunla. O zaman yaşamak isterdim hayatı işte, sıkıcı bile olsa hayatım şimdiki gibi, onu görüceğimi düşünmek ve bilmek, yaşam sevinci kazandırır ve bütün sıkıntımı atardı üstümden...

Hala burdaydı karşımda duruyordu, yüzünde misyonun tamamlandığını düşündüren bir gülümseme vardı, bu sefer sanıyorum yenik düşmekteydim, bu gülümseye daha fazla bakmak istemiyordum, ayağa kalktım ve kapıdan hızla çıktım...

Sade

Korkma benden, yeni tanıdın beni biliyorum ama ben senim aslında, senin içinden gelmiş bir düşünceyim, beni bir sevgili olarak tanıyıp kendini kandırmış olabilirsin... Koskoca evrende neden gelip seni bulduğumu düşünüyorsun ki, neden sadece senin gibi bir takıntılı insanın koynuna girdiğimi sanıyorsun ki, tamam belki dört veya beş hafta oldu seninle aramızın bu kadar yakınlaşması ama sana sadece ve sadece doğru söylüyorum, beni çünkü bunun için programladın sen...

Elimi tutuyorsun bir arkadaş gibi, belkide bir sevgili gibi, ama ne olur bu seni kandırmasın, ben senin doğru ve iyi yanınım. Sus ne olur konuşma tamam elimi tut ama ne olur konuşma, omuzuna başımı koymak tatlı bir his bunu bende hissediyorum, ama bunu senin yaşamadığını biliyorum, benide kendin gibi kandırmaya çalışıyorsun başka bir mantıktan ibaret değil bu...

Bir dalga daha çarptı kayalara seninle burada yaşarken hayatımızı, peki ya sen... Umutsuzca bakmaktan başka yaptığın bir şey yok. Sarf ettiğim bütün sözler hiç bir şey ifade etmiyor dimi sana...

Senin gibi bir züppe, senin gibi bir kendini beğenmiş, senin gibi bir hırçın ne buluyor bende, yalvarıyorum söyle bana... Hayatım senin hayatınla hiç bir şekilde örtüşmüyor, ben başka bir alemde yaşıyorum senin için, ama hala benim yanımdasın bunu hiç düşündün mü?

Bende bir amaç buluyorsun biliyorum, hala senin içinde bir iz bıraktığımı biliyorum,ve bu iz benim yegane tutanağım şu hayatta, seni tekrar kazanmalıyım ve bedenlerimizi tekrar birleştirmeliyim, işte bu olduğunda seni kurtaracağım bu çöplükten.

Bu gülüşün ne ifade ettiğini çok iyi biliyorum, zor bir insan olduğunuda çok iyi biliyorum, ama bundan hiç bir şüphen olmasın, seni kazanana kadar senin yanındayım. Sen sadece geçici bir hayat yaşıyorsun bu bünyede. Bak bir etrafa güzel mi sence duygular, düşünceler, hayatlar. Hiç cevaplamana gerek yok ben söyliyeyim, değil... Çünkü sen hiç bir duyguya yer vermiyecek kadar iğrenç bir herifsin...

İstediğim her şeyi söyleyebilirim sana, çünkü seni sen gibi tanıyorum, asla bırakamayaksın beni, yapışıp kaldın benimle hayata, taki ben açana kadar seni, seni bana kavuşturana kadar...

Kırma kalbimi, ancak bu şekilde kurtulabileceğini biliyorsun dimi benden, çünkü sen beni bırakamayacaksın, benim bırakmamı istiyorsun benden, ama hoşuna gitmeyecek bir cümle söyleyeyim sana, senin sabrın yok ama benim var, çünkü zeki bir varlıksın hemde sabrını bana verecek ve kendinde bırakmayacak kadar zeki...

Biliyorum inanmadığını, biliyorum şu ana kadar söylediklerimin çoğunun bir kulağından girip bir kulağından çıktığını, ama bana zaman vereceksin işte başka bir alternatifin yok. Belki yıllar sürecek birlikteliğimiz ama bir şekilde sana ulaşacağım. Kendime, yani sana söz verdim çünkü...